Söz 10 – Zeylin 2-3-4-5. Parçası

Zeylin 2. Parçası

  • “Akşama erdiğinizde ve sabaha kavuştuğunuzda Allah’ı tesbih edin. Göklerde ve yerde olanların hamd ve senâsı Ona mahsustur. Gündüzün sonuna doğru ve öğle vaktine erişince de Allah’ı tesbih edip namaz kılın. Ölüden diriyi, diriden ölüyü O çıkarır. Ölümünden sonra yeryüzünü O diriltir. Siz de kabirlerinizden böyle çıkarılacaksınız.” Rum, 17-19
  • Lema 30 – Nükte 5 – Remiz 4

Zeylin 3. Parçası

  • Haşirde ruhların cesetlere gelmesi var; hem cesetlerin ihyası var; hem cesetlerin inşası var.
    • Binlerce kişilik bir ordu bir ses ile toplanması gibi tüm ruhlar toplanabilir.
    • Bir tuşa dokunmakla koca şehrin tüm ışıklarının yakılabilmesi gibi tüm ruhlara bir anda hayat verilebilir.
    • Baharda tüm tabiatın vücuda gelmesi gibi ahirette tüm ruhlar inşa edilebilir.
  • “Kıyâmetin gerçekleşmesi ise göz açıp kapayıncaya kadar, yahut ondan da yakındır.” Nahl, 77

Zeylin 4. Parçası

  • “(Cenâb-ı Hak) Birşeyin olmasını murad ettiği zaman, Onun işi sadece ‘Ol’ demektir; o da oluverir.” Yâsin, 82

Zeylin 5. Parçası

  • Ahiret inancı imanlı insanlara yaşlılığı sevinilebilir kılan teselli kaynağıdır.

Söz 10 – Zeylin 1. Parçası

  • “Akşama erdiğinizde ve sabaha kavuştuğunuzda Allah’ı tesbih edin. Göklerde ve yerde olanların hamd ve senâsı Ona mahsustur. Gündüzün sonuna doğru ve öğle vaktine erişince de Allah’ı tesbih edip namaz kılın. Ölüden diriyi, diriden ölüyü O çıkarır. Ölümünden sonra yeryüzünü O diriltir. Siz de kabirlerinizden böyle çıkarılacaksınız. Yine Onun âyetlerindendir ki, sizi topraktan yaratmıştır; sonra siz birer insan olarak yeryüzüne yayılırsınız. Yine Onun âyetlerindendir ki, size hemcinslerinizden kendilerine ısınacağınız eşler yaratmış, aranıza muhabbet ve merhamet vermiştir. Düşünen bir topluluk için elbette bunda Allah’ın varlık ve birliğine, kudret ve rahmetine deliller vardır. Göklerin ve yerin yaratılışı ile dillerinizin ve renklerinizin, seslerinizin ve sîmâlarınızın farklılığı da yine Onun âyetlerindendir. İlim sahipleri için elbette bunda deliller vardır. Gece ve gündüzde uyumanız ve Onun lûtfundan rızık aramanız da yine Onun âyetlerindendir. Kulak veren bir topluluk için bunda elbette deliller vardır. Yine Onun âyetlerindendir ki, size korku ve ümit vermek için şimşeği gösterir; gökten bir su indirir ve ölümünden sonra yeryüzünü onunla diriltir. Akıl sahibi bir topluluk için elbette bunda deliller vardır. Yine Onun âyetlerindendir ki, gök ve yer Onun emriyle ayakta durur. Sonra O sizi bir emirle çağırdığında derhal kabirlerinizden çıkarsınız. Göklerde ve yerde kim varsa Onundur; hepsi de Ona boyun eğer. Halkı önce yaratan, sonra tekrar diriltecek olan Odur; bu ise Onun için daha kolaydır. Göklerde ve yerde tecellî eden en yüce sıfatlar Onundur. Onun kudreti her şeye galiptir; O her şeyi hikmetle yapar.” Rum, 17-27
  • “Şimdi bak Allah’ın rahmet eserlerine: Yeryüzünü ölümünün ardından nasıl diriltiyor? Bunu yapan, elbette ölüleri de öylece diriltecektir; O herşeye hakkıyla kàdirdir.” Rum, 50

Mukaddime
  • İki noktadır
1. Nokta
  • Ahiret inancı toplum ve bireye hayatında mutluluğun temellerindendir.
    • Çocuklar, yalnız Cennet fikriyle, onlara dehşetli ve ağlatıcı görünen ölümlere ve vefatlara karşı dayanabilirler.
    • İhtiyarlar, yalnız hayat-ı uhreviye ile yakınlarında bulunan kabre karşı tahammül edebilirler.
    • Hislerinin galeyanı altındaki gençleri taşkınlıktan ancak Cehennem fikri alıkoyar.
    • Aile bireylerinden biri vefat ettiğinde diğer aile fertlerini ancak “Şimdilik ayrıldık, tekrar bir araya geleceğiz” düşüncesi teselli edebilir.
2. Nokta
  • Madem ezelî ve ebedî bir Allah var; elbette ilahlık saltanatının devamı olan âhiret vardır. Ve madem bu dünyada Yaratıcının şefkati var ve görünüyor. Elbette o şefkatin ebedîyen devam edeceği mutluluk yurdu vardır.
  • Madem Allah var, elbette âhiret vardır.

Söz 10 – Hakikat 12 + Hatime

12. Hakikat [Risaletve’t-Tenzil: Bismillâhirrahmânirrahîm]

  • Risalet ve’t-tenzil: Peygamberlik. Cenâb-ı Allah’ın peygamberlere vahiy yoluyla kitaplar indirmesi
  • Hiç mümkün müdür ki, bütün Resul-i Ekrem ve Kur’ân-ı Hakîm’in açtıkları âhiret yolunu zayıf vehimler, ne haddi var ki kapatabilsin?

Soz10 Hakikat12 Ametubillah ve bil yevmil ahiret

Hatime

  • “Sizin yaratılmanız da, diriltilmeniz de, tek bir kişinin yaratılıp diriltilmesi gibidir.” Lokman, 28
  • “Tam ve kesin delil Allah’ındır.” En’âm, 149
  • “Şimdi bak Allah’ın rahmet eserlerine: Yeryüzünü ölümünün ardından nasıl diriltiyor. Bunu yapan, elbette ölüleri de öylece diriltecektir. O herşeye hakkıyla kadirdir.” Rum, 50
  • “Çürümüş kemikleri kim diriltecek?’ dedi. Sen de ki: ‘Onu ilk önce kim yaratmışsa tekrar O diriltecek. O herşeyin yaratılışını hakkıyla bilendir.” Yâsin, 78-79
  • “Ey insanlar, Rabbinizden korkun. Kıyamet gününün zelzelesi, muhakkak ki pek büyük birşeydir. Onu gördüğünüz gün, herbir emzikli kadın emzirdiğini unutur, herbir hamile kadın çocuğunu düşürür. İnsanları da sarhoş görürsün, halbuki onlar sarhoş değillerdir; lâkin Allah’ın azabı pek şiddetlidir.” Hac, 1-2
  • “Allah Teâlâ ki, Ondan başka ibadete lâyık hiçbir ilâh yoktur. And olsun ki, geleceğinde şüphe olmayan kıyamet gününde O sizi kabirlerinizden toplayıp diriltecektir. Allah’tan daha doğru sözlü kim var?” Nisâ, 87
  • “İhlâs ile kulluk edenler, nimetlerle dolu Cennet içindedir. Günaha dalan kâfirler ise Cehennem ateşindedir.” İnfitar, 13-14
  • “Ne zaman ki yer müthiş bir sarsıntıyla sarsılır. Ve yeryüzü bütün ağırlıklarını dışarı çıkarır. Ve insan ‘Ne oluyor buna?’ der. O gün yeryüzü, üzerinde herkesin ne iş yaptığını haber verir. Çünkü Rabbin ona konuşmasını emretmiştir. O gün insanlar yaptıklarının karşılığını görmek için hesap yerinden bölük bölük dönerler. Kim zerre kadar bir iyilik yaparsa onun mükâfatını görür. Kim zerre kadar bir kötülük yaparsa onun cezasını görür.” Zilzâl, 1-8
  • “Çarpacak olan felâket. Nedir o çarpacak olan felâket? O çarpacak felâketin ne olduğunu bilir misin? O gün insanlar ateşe çarpıp yere serilmiş pervanelere döner. Dağlar ise atılmış rengârenk yün gibi olur. Mizanı ağır gelen, hoşnut olacağı bir yaşayış içindedir. Mizanı hafif gelenin sığınacağı yer de hâviyedir. Hâviyenin ne olduğunu bilir misin? O kızgın bir ateştir.” Karia, 1-11
  • “Göklerin ve yerin gizliliklerini bilmek Allah’a mahsustur. Kıyametin gerçekleşmesi ise, göz açıp kapayıncaya kadar, yahut ondan da yakındır. Şüphesiz ki Allah’ın kudreti herşeye yeter.” Nahl, 77

Söz 10 Hakikat 11

Soz10 Hakikat11 her hakkin sahibi Allah

11. Hakikat [İnsaniyet: Hak]

  • Hak: her şeyi hakkıyla yaratan, varlığı hak olan ve her hakkın sahibi olan Allah.
  • Hiç mümkün müdür ki, Cenâb-ı Hak insanı şu kâinat içinde en mühim kulu olarak yaratsın da onu sonsuzluk yurduna göndermeyip yokluğa terk etsin?
  • Denilse ki, “Sana bir milyon sene ömürle saltanat-ı dünya verilecek; fakat âhirde mutlaka hiç olacaksın.” Tevehhüm aldatmamak, nefis karışmamak şartıyla, “Oh” yerine “Ah” diyecek ve teessüf edeceksin. Demek, en büyük fâni, en küçük bir alet ve cihazat-ı insaniyeyi doyuramıyor.
  • İnsan ebed için halk edilmiş ve ebede gidecektir. Bu dünya ona bir misafirhanedir ve âhiretine bir bekleme salonudur.

twitter facebook

Söz 10 Hakikat 8-9-10

Soz 10 Hakikat 10 adalet hakim

Sekizinci Hakikat [Vaad & Vaid: Cemil & Celil]

  • Vaad: Allah’ın mükafat için söz vermesi,
    Vaîd: Allah’ın azap ve cezayla korkutması
    Cemîl: bütün güzelliklerin kaynağı ve sonsuz güzellik sahibi Allah
    Celîl: sonsuz derecede haşmet, heybet ve görkem sahibi Allah
  • Hiç mümkün müdür ki, Alîm-i Mutlak ve Kadîr-i Mutlak olan şu masnuatın Sânii vaadlerini yerine getirmesin? Cenâb-ı Hak vaad etmiş. Elbette yapacaktır. Bir Mahkeme-i Kübrâ açacaktır. Bir saadet-i uzmâ verecektir.

Dokuzuncu Hakikat [İhya & İmate: Kayyum & Muhyi & Mümit]

  • İhyâ: diriltme, hayat verme
    İmâte: öldürme
    Muhyî: bütün canlılara hayat veren Allah
    Mümît: ölümü yaratan, can verdiği varlıkları vakti gelince öldüren Allah
  • Hiç mümkün müdür ki, ölmüş, kurumuş koca arzı ihyâ eden bir Alîm-i Hakîm, kıyameti getirmesin, haşri yapmasın ve yapamasın, beşeri ihyâ etmesin veya edemesin?
  • “(Cenâb-ı Hak) Birşeyin olmasını murad ettiği zaman, Onun işi sadece ‘Ol’ demektir; o da oluverir.” Yâsin, 82

Onuncu Hakikat [Hikmet & İnayet & Rahmet & Adalet: Hakim & Kerim & Adil & Rahim]

  • Hiç mümkün müdür ki, şu fani dünyada bu derece hikmet, inâyet, adalet ve merhamet sunan Allah’ın hikmet, inâyet, adalet ve merhameti hiçe insin?

twitter facebook

Söz 10 Hakikat 7

Yedinci Hakikat [Hıfz & Hafiziyet: Hafız & Rakib]

  • Hiç mümkün müdür ki, gökte, yerde, karada, denizde, yaş kuru, küçük büyük her şeyi büyük bir düzenle muhafaze edip kayıt altına alan Hafiziyet insanların yaptıklarını kaydetmesin, adalet terazisinde tartmasın, ceza ve mükafat vermesin?
  • Beşerin hafızası, ağacın meyvesi, meyvenin çekirdeği, çiçeğin tohumu, kanun-u Hafîziyetin kuşatıcılığının büyüklüğünü gösteriyor.

Soz 10 Hakikat7 Hafiziyet Allah sifattwitter facebook

Söz 10 Hakikat 5-6

Soz 10 Hakikat6 Dunya misafirhanesi

5. Hakikat [Şefkat & Ubûdiyet-i Muhammediye: Mucib & Rahim]

  • Hiç mümkün müdür ki, en küçük bir isteği cevaplayan bir Rab, en büyük bir kulunun, Resul-i Ekrem’in duasını işitip kabul etmesin?
    • Resul-i Ekrem kendine ve ümmetine saadet-i ebediye istiyor.

6. Hakikat [Haşmet & Sermediyet: Celil & Baki]

  • Hiç mümkün müdür ki, bütün varlığı idare eden Allah, tüm bunları perişan fâniler için yapmış olsun da devamını yaratmasın?
  • Dokuz esastır

1. Esas

  • Bu dünya kafile-i mahlûkatın gelip konmak ve göçmek için dolup boşalan, Yaratıcının hikmetle yapılmış bir misafirhanesidir.

2. Esas

  • Şu hanın içinde oturanlar misafirlerdir. Onların Rabb-i Kerîmi, onları Dârü’s-Selâma davet eder.

3. Esas

  • Şu dünyadaki süsler yalnızca lezzet almak için değil. Az bir tat verir çok acı sunar. Demek ki ibret içindir. Onlar asıl ulvi gayelere yöneliktir.

4. Esas

  • Şu dünyadaki süslü şeyler Cennet’tekilerin demolarıdır.

5. Esas

  • Şu fâni sanat eserleri bir parça görünüp mahvolmak için yaratılmamış belki varlıklarının bilinmesi, etkilerinin kaydedilmesi için yaratılmışlardır.
    • Bir çiçeğin şekli, kokusu, dokusu algılandıktan sonra çürümesi o çiçeği tamamen yok etmez. “Çiçek” diye bir varlıktan haberdar olunmayı sağlar. Dünyadaki sanat eserleri de çiçek gibi yok olsalar bile varlıklarını tanıtırlar.

6. Esas

  • İnsan, ipi boğazına sarılıp istediği yerde otlamak için başıboş bırakılmamıştır. Belki, bütün amellerinin suretleri alınıp yazılır ve bütün fiillerinin neticeleri muhasebe için zaptedilir.

7. Esas

  • Sonbahar güzel canlıların tahribatı için değil, yeni baharda gelecek mahlûkata yer açmak için vardır.

8. Esas

  • Şu fâni âlemi devam ettiren Yaratıcının başka ve bâki bir âlemi var ki, kullarını oraya sevk ve ona teşvik eder.

9. Esas

  • Rahmân, ahirette has kullarına öyle ikramlar edecek ki; ne göz görmüş, ne kulak işitmiş, ne akla gelmiştir.

twitter facebook