Söz 10 Suret 5-6-7

Beşinci Suret

  • Buranın padişahı her düşkünün imdadına koşuyor, her talebi cevaplıyor. Büyük bir toplanma yerinde o padişahın sevgili yaveri dua ediyor, talepte bulunuyor. Böyle büyük bir padişah en aşağı adamların isteğini yerine getiriyorsa, en sevdiği zatın talebini de yerine getirir.
    • Ey bizi nimetleriyle perverde eden sultanımız! Bize gösterdiğin nümunelerin ve gölgelerin asıllarını, menbalarını göster. Ve bizi makarr-ı saltanatına celb et. Bizi bu çöllerde mahvettirme. Bizi huzuruna al. Bize merhamet et. Burada bize tattırdığın leziz nimetlerini orada yedir. Bizi zevâl ve teb’îd ile tazib etme. Sana müştak ve müteşekkir şu muti’ raiyetini başıboş bırakıp idam etme.
  • Beş altı günlük sergi için hadsiz masraflar yapan padişah asıl hazinelerini göstereceği bir gezinti yeri gösterecektir. İmtihan meydanındakiler başıboş değiller. Saadet sarayları ve zindanlar onları bekliyorlar.

Sozler 10 Suret5 Nimetlerin asillari cennet

Altıncı Suret

  • Bu misafirhanede muhteşem şimendiferler, tayyareler, teçhizatlar, depolar, sergiler, icraatlar gösteriyorlar ki, perde arkasında pek muhteşem bir saltanat vardır. Dünya geçici olduğuna göre tüm bu muhteşem eserler başka ve asıl yere hazırlık içindir.

Yedinci Suret

  • Bir yerin hakimi o yerdeki tüm davranışları kaydeder ve karşılığını verir.Dünyada karşılığı verilmeyen tüm işlerin bedeli başka bir yere bırakılıyor.

twitter facebook

Söz 10 Suret 2-3-4

Sozler10 Mahkemei Kubra

2. Suret

  • Herkese kıymetli yemekler, muhteşem ziyafetler sunuluyor. Sersemler dışında kimse haddini aşmıyor. Saltanat sahibinin pek büyük cömertliği, merhameti, izzeti ve şerefi var. Cömertlik nimetlendirmeyi, merhamet iyiliği, izzet gayreti, şeref ise edepsizlerin terbiye edilmesini gerektirir. Halbuki zalim izzetinde mazlum zilletinde buradan göçüp gidiyor. Demek bir mahkeme-i kübrâya bırakılıyor.

3. Suret

  • Burada işler büyük bir gayeyle, düzenle ve adaletle yürüyor. Böyle bir yönetimde himayeye sığınanların korunmasını, halkın hukukunun teminini gerekir. Halbuki bunlar tam olarak sağlanmıyor. Demek bir mahkeme-i kübrâya bırakılıyor.

4. Suret

  • Had ve hesaba gelmeyen sergilerde olan misilsiz mücevherat, şu sofralarda olan emsalsiz yiyecekler gösteriyor ki, bu yerlerin padişahının hadsiz hazineleri vardır. Şu misafirhanedeki seyirciler çabuk gidip kayboluyor. Tüm bu mükemmellik ve kusursuzlukların çok azını görebiliyorlar. Demek daimi bir sergi yerine gidiliyor.

twitter facebook

Söz 10 Suret 1

Sozler Soz 10 Bir koy muhtarsiz olmaz

Onuncu Söz

  • “Şimdi bak Allah’ın rahmet eserlerine: Yeryüzünü ölümünün ardından nasıl diriltiyor? Bunu yapan, elbette ölüleri de öylece diriltecektir; O herşeye hakkıyla kàdirdir.” Rum, 50
  • Temsili hikayecik:
    Bir zaman iki adam Cennet gibi güzel bir memlekete (şu dünyaya işarettir) gidiyorlar. Bakarlar ki, herkes ev, hane, dükkân kapılarını açık bırakıpmuhafazasına dikkat etmiyorlar. Mal ve para meydanda, sahipsiz kalır. O adamlardan birisi, her istediği şeye elini uzatıp ya çalıyor, ya gasp ediyor. Diğeri ona der;
    – Bu mallar kamu malıdır.Ceza çekeceksin. Bu düzene bakılırsa buranın bir padişahı ve onun da memurları vardır.
    – Yok sahipsizdir. İstediğimi yaparım. Padişahı tanımam.
    – Bir köy muhtarsız olmaz. Bir iğne ustasız olmaz, sahipsiz olamaz. Bir harf kâtipsiz olamaz, biliyorsun. Nasıl oluyor ki, nihayet derecede muntazam şu memleket hâkimsiz olur?
    – Madem padişah var. Benim istifadem ona neden zarar versin ki?
    – Burası bir imtihan yeridir. Bir kafile gelir diğeri gider. Herkes yaptığının karşılığını alır.
    – İnanmam.
    – Madem bu derece inat edersin. On İki Suret ile sana göstereceğim ki, bir mahkeme-i kübrâ var, bir dâr-ı mükâfat ve ihsan ve bir dâr-ı mücazat ve zindan var. Ve bu memleket, hergün bir derece boşaldığı gibi, bir gün gelir ki, bütün bütün boşalıp harap edilecek.”
  • Onuncu söz on iki surettir.

1. Suret

  • Hiç mümkün müdür ki, bir saltanat, bahusus böyle muhteşem bir saltanat, hüsn-ü hizmet eden muti’lere mükâfatı ve isyan edenlere mücazatı bulunmasın?
    Burada yok hükmündedir. Demek, başka yerde bir mahkeme-i kübrâ vardır.

twitter facebook

Söz 9 Nükte 5

Beşinci Nükte

  • Zayıf yaratılışın karşın sınırsız arzuya sahip insanlar için namaz vakitleri her biri farklı hikmetler içeren sabah, öğle, ikindi, akşam ve yatsı vakitlerine tahsis edilmiştir.
  • “Ancak Sana kulluk eder, ancak Senden yardım isteriz.” Fâtiha, 5.
  • سُبْحَانَ رَبِّىَ الْعَظِيمُ “Büyük ve yüce olan Rabbimi her türlü noksandan tenzih ederim.”
  • سُبْحَانَ رَبِّىَ اْلاَعْلٰى “En yüce olan Rabbimi her türlü noksandan tenzih ederim”
  • “Gece bastırınca İbrahim bir yıldız gördü, ‘Rabbim budur!’ dedi. Yıldız sönünce de, ‘Ben öyle sönüp batanları tanrı diye sevmem’ (dedi).” En’âm, 76.
  • “O, hesap gününün sahibidir.” Fâtiha, 4.

Sozler Soz9 Nukte5 insan zayiftirtwitter facebook

Söz 9 Nükte 2-3-4

Soz9 Nukte4 namaz vakitleri ogle ikindi yatsi

İkinci Nükte

  • İbadetin mânâsı kulun kusurunu, acizliğini, fakirliğini görüp Allah’a (cc) secde etmesidir.
  • Rububiyet (Rablık) ister ki Sübhanallah ile eksikliklerden arınmışlığı ilan edilsin, Allahu ekber ile eserlerinin büyüklüğünü idrak edilsin, Elhamdülillâh ile nimetlerine şükredilsin.
    • Namaz bunların tamamını içerir.

Üçüncü Nükte

  • İnsan kainatın küçük bir nümunesidir. Fatiha Suresi Kuran’ın örneği, namaz da ibadetlerin fihristesidir.

Dördüncü Nükte

  • Bir gün saat, dakika, saniye şeklinde olduğu gibi dünya hayatı da insan ömrünü bölümlere ayırır.
    • Fecir (Tan yerinin ağarması): Anne karnında hayata başlama,
    • Zuhr (Öğle): Yaz mevsiminin ortası, gençliğin zirvesine,
    • Asr (İkindi): Güz mevsimi, ihtiyarlık vakti,
    • Mağrib (Akşam): Güz mevsiminin sonları, hayatın bitmeye başlaması,
    • İşâ (Yatsı): Kış mevsimi, vefat,
    • Gece: Kış, kabir,
      • Teheccüd: Geceyi aydınlatan ışık.
    • İkinci sabah: Haşr (Ahirette dirilme)

twitter facebook

Söz 9 Nükte 1

Dokuzuncu Söz

Namazın günde beş kez kılınmasının hikmeti.

  • “Haydi siz akşama erdiğinizde ve sabaha kavuştuğunuzda Allah’ı tesbih edin. Göklerde ve yerde hamd ve övgü Ona mahsustur. İkindi vaktinde de ve öğle vaktine erişince de Allah’ı tesbih edip namaz kılın.” Rum, 17-18

Birinci Nükte

  • Namazın mânâsı, Allah’ı (cc) anma, büyüklüğünü dile getirme ve şükürdür.
  • Sübhânallah: takdis (Allah’ın yüceliğini ilan etme)
  • Allahu ekber: tâzim (Allah’ın büyüklüğünü dile getirme)
  • Elhamdülillâh: şükür

Soz9 Nukte1 Subhanallah Elhamdulillah Allahu ekbertwitter facebook

Söz 8

Said Nursi Sozler Soz 8

Sekizinci Söz

  • Allah Teâlâ ki, Ondan başka hiçbir ilâh yoktur. Hayy O’dur (Hayatı ezelî ve ebedî olan ve bütün varlıklara hayat veren Odur). Kayyum Odur (Bizzat kâim olan O’dur. Varlığı sonsuza kadar devam eder, bütün varlıklar Onunla ayakta durur ve varlıkları Onunla devam eder). Bakara, 255
  • Şüphesiz ki Allah katında makbul olan din İslâm dinidir. Âl-i İmran, 19
  • Kıssa özet: Eski zamanda, iki kardeş uzun bir seyahate giderken yol ikileşir. Yol başındaki ciddi adam onlara sağ yolun biraz külfetli ama güvenli sol yolun ise serbest ama tehlikeli olduğunu söyler.
    Kardeşlerden biri sağa diğeri sola gider.
    Serbestlik olan yolu seçen kardeş bir müddet boş bir çöle geldiğinde üzerine bir aslan saldırır. O da kaçar ve korkudan altmış metrelik susuz bir kuyuya düşer. Kuyunun yarısına geldiğinde iki kökü olan bir ağaca tutunur. Ağacı kökünü biri siyah diğeri beyaz iki fare kemirmektedir. Yukarıda aslan aşağıda bir ejderha beklemektedir. Kuyu duvarlarında haşerat doludur. Ağacın ucuna bakar; ağaç incir ağacıdır türlü türlü meyveleri vardır. Hiç düşünmeden meyveleri yemeye başlar. Meyvelerden bir kısmı zehirlidir. Azap içinde bekleyişi sürer.
    İyi olan kardeş ise bir bahçeye denk gelir. Bahçede yediklerine dikkat eder. Yoluna devam ettiğinde o da kardeşi gibi bir aslan sesi işitip kuyuya girdi. Başına gelenlerin bir anlamı olduğunu düşündü. Ağaçtaki tılsımın çözülmesi gerektiğini düşündü. Bunları düzenleyen ve kendisini izleyen bir zatın olması gerektiğine hükmedince tılsımın anahtarını çözdü ve gizli zata yakardı; “Ey bu yerlerin hâkimi! Senin bahtına düştüm. Sana dehalet ediyorum ve sana hizmetkârım ve senin rızanı istiyorum ve seni arıyorum.”
    Birdenbire kuyunun duvarı yarıldı ve bir bahçeye girdi. Aslan ve ejderha hizmetçiye dönüştü. Aslan hizmetine giren bir at oldu.

    • İki kardeş: Biri inkarcı, diğeri mümindir.
    • Sağ yol iman yolu, sol yol küfür yolu.
    • Bahçe: Toplum hayatı.
    • Çöl: Dünya
    • Aslan: Ecel
    • Kuyu: İnsan ömrü
    • Haşerat: Dünyadaki musibetler.
    • Ağaçtaki yemişler: Dünya nimetleri.
    • Tılsım: Yaratılış gayesidir.
    • Tılsımı açan anahtar: Lâ ilâhe illâllah (Ey Kendisinden başka ilâh olmayan Allah!)
  • “Kulum Beni nasıl tanırsa, onunla öyle muamele ederim.” Hadis-i Şerif
  • “Ey insan! sana gelen her iyilik Allah’tandır. Başına gelen her fenalık ise nefsindendir.” Nisa, 79
  • Her kim hayat-ı fâniyeyi esas maksat yapsa, zahiren bir cennet içinde olsa da, mânen cehennemdedir. Ve her kim hayat-ı bâkıyeye ciddî müteveccih ise, saadet-i dâreyne mazhardır. Dünyası ne kadar fena ve sıkıntılı olsa da, dünyasını Cennetin intizar salonu hükmünde gördüğü için hoş görür, tahammül eder, sabır içinde şükreder.

twitter facebook