21. Lema’dan

“Bu dünyada, hususan uhrevî hizmetlerde en mühim bir esas, en büyük bir kuvvet, en makbul bir şefaatçi, en metin bir nokta-i istinad, en kısa bir tarîk-i hakikat, en makbul bir dua-yı mânevî, en kerametli bir vesile-i makasıd, en yüksek bir haslet, en sâfi bir ubudiyet, ihlâstır.”

21. Lema

21. Lema

http://www.erisale.com/#content.tr.3.267
https://twitter.com/risaleinurozet/status/457910883117563905
https://www.facebook.com/photo.php?fbid=804274986267255

13. Lema – 13. İşaret – 3. Nokta

Üçüncü nokta

  • İçtimai hayata fesat katan bir desise şudur: bir mümindeki tek kötü huydan dolayı onun tüm iyiliklerinin görmezden gelinmesi.
13. Lema – 13. İşaret – 3. Nokta

13. Lema – 13. İşaret – 3. Nokta

- orijinali: http://www.erisale.com/#content.tr.3.160
- 13.Lemanın tamamının özeti: http://risaleinurozet.com/lemalar/13-lema/
https://www.facebook.com/photo.php?fbid=804078299620257
https://twitter.com/risaleinurozet/status/457873521557778433

13. Lema – 13. İşaret – 1-2. Nokta

On Üçüncü İşaret

Üç noktadır

Birinci nokta

Şeytanın en büyük bir desisesi: “Bir tek zat bütün kâinata nasıl hâkim olabilir?”

  • Şeytanın bu desisesini susturan sır: “Allahü Ekber”dir.
  • Kâinatı düzende tutacak iki yol vardır.
    1. Düzenin zerrat adedince vücudunun şahitleri bulunan bir Zât-ı Ehad ve Samet’in irade ve kudretiyle sağlanması.
    2. Şirk ve küfür yolu.
  • Eğer tam lâyık ve tam yerinde olan azametli ve kibriyalı rububiyet olmazsa, o vakit her cihetçe gayr-ı makul ve mümteni bir yol takib etmek lâzım gelecek. [Bkz. Ockham'ın Usturası]

İkinci nokta

  • Şeytanın mühim bir desisesi: İnsana kusurunu itiraf ettirmemektir. Tâ ki, istiğfar ve istiaze yolunu kapasın.
  • Şeytanı dinleyen bir nefis, kusurunu görmek istemez; görse de, yüz tevil ile tevil ettirir.
  • Kusurunu görmemek o kusurdan daha büyük bir kusurdur. Ve kusurunu itiraf etmemek, büyük bir noksanlıktır. Ve kusurunu görse, o kusur kusurluktan çıkar; itiraf etse, affa müstahak olur.
13. Lema - 13. İşaret - 2. Nokta

13. Lema – 13. İşaret – 2. Nokta

- 13. Lemanın özetinin tamamı: http://risaleinurozet.com/lemalar/13-lema/
- Orijinali: http://www.erisale.com/#content.tr.3.158
https://twitter.com/risaleinurozet/status/457826115654938624
https://www.facebook.com/photo.php?fbid=804073359620751

13. Lema – 9-10-11-12. İşaret

9. İşaret

Hizbullah olan ehl-i hidayet neden çok defa hizb-üş şeytan olan ehl-i dalalete mağlup olmuşlar?

  • Dalalette ve küfürde;
    • Yokluk ve terk var ki, pek kolaydır, hareket istemez.
    • Tahrip var ki, bunun için az bir hareket yeter.
    • Hem tecavüz var ki, az bir amel ile çok zarar ve korku verir.
    • Hem sonunu düşünmeden yapıldığı için hayvani duyuların getirdiği lezzeti verir.

Hâtem-ül Enbiya’nın güneş gibi parlak nübüvvet ortamında olan Medine münafıklarının dalalette ısrarları ve hidayete girmemeleri ne içindir ve hikmeti nedir?

  • Medine’de bulunan o zamanın münafıkları, o parlak güneşe karşı yarasa kuşu gibi gözlerini yumdukları için dalalette kalmışlar.

Resul-i Ekrem (SAV) Mucizelere sahip olmasına rağmen Uhud’un sonunda ve Huneyn’in başında mağlup olmuştur?

  • Eğer Resul-i Ekrem (SAV), normal hayatında daima harikuladelere ve mucizelere dayansaydı o vakit imam-ı mutlak ve rehber-i ekber olamazdı.
    • Mucizeler yalnızca davasını tasdik için ihtiyaç zamanında münkirlerin inkârını kırmak için vardır.

10. İşaret

  • İblis’in en mühim bir desisesi: Kendini, kendine tâbi’ olanlara inkâr ettirmektir.
  • Malûmdur ki: Âlâ bir şey bozulsa, edna bir şeyin bozulmasından daha ziyade bozuk olur. Meselâ: Nasıl ki süt ve yoğurt bozulsalar, yine yenilebilir. Yağ bozulsa, yenilmez, bazen zehir gibi olur. Öyle de: Mahlûkatın en mükerremi, belki en âlâsı olan insan, eğer bozulsa, bozuk hayvandan daha ziyade bozuk olur.
  • Şerlerden ve fenalıklardan gelen itiraz ve tenkit, Hâlık-ı Zülcelal’e teveccüh etmemek için, hikmet-i Rabbaniye, şeytanın vücudunu iktiza etmiştir.

11. İşaret

Sıradan insanların ehemmiyetsiz amelleri neden Nuh tufanı gibi afet şeklindeki olaylar şeklinde kainatı hiddete getiriyor?

  • Küfür ve dalalet, müthiş bir tecavüzdür ve umum mevcudatı alâkadar edecek bir cinayettir
  • Küfür umum mahlûkatın hukukuna karşı bir nevi tahkirdir
  • Küfrün neticeleri hikmet-i Rabbaniyeye ve dünyanın bekasındaki makasıd-ı Sübhaniyeye zarar verdiği için, ehl-i isyana ve ehl-i dalalete karşı kâinat hiddete geliyor, mevcudat kızıyor, mahlûkat öfkeleniyor.

12. İşaret

Dört sual ve cevaptır.

Birinci Sual: Mahdut bir hayatta mukabil, nihayetsiz bir Cehennem nasıl adalet olur?

  • 11. İşarette de anlatıldığı üzere Küfür ve dalalet cinayeti, nihayetsiz bir cinayettir ve hadsiz bir hukuka tecavüzdür.

İkinci Sual: “Cehennem ceza-yı ameldir, fakat Cennet fazl-ı İlahî iledir.” Bunun sırr-ı hikmeti nedir?

  • Küfür yıkma, yok etme ve görmezden gelme şeklindeki sonucu büyük olan ama bizzat yerine getirilen tercihtir. Hasenat ve hayrat ise, vücudîdirler; tamamıyla insanın iradesine ve gücüne bağlı değildir. Mutlaka, niyet, yönelme şeklinde de olsa bir dış külli iradenin müdahale ve lütfuna muhtaçtır.
  • Seyyiatta sebep, nefistir; mücazata bizzat müstahaktır. Hasenatta ise sebep Hak’tandır, illet de Hak’tandır. Yalnız, insan iman ile tesahup eder. “Mükâfatını isterim” diyemez, “Fazlını beklerim” diyebilir.

Üçüncü Sual: Kötülük nefisten olduğuna göre günah kat kat sevaplar ise misliyle yazılmalı. Hâlbuki sevaplar kat kat yazılırken günahlar bir yazılıyor?

  • Cenab-ı Hak, kemal-i rahmet ve cemal-i rahîmiyetini o suretle gösteriyor.

Dördüncü Sual: Ehl-i dalaletin kazandıkları muvaffakıyet bir hakikate istinattan mıdır? Ehl-i hidayette za’f, dalalette olanlarda bir hakikat mi var?

  • Ne onlarda hakikat var, ne ehl-i hakta za’f vardır. Fakat maatteessüf kasır-un nazar muhakemesiz bir kısım avam tereddüde düşüp vesvese ediyorlar, akidelerine halel geliyor.
  • O galebe kuvvetten, kudretten gelmiyor, belki fesattan ve alçaklıktan ve tahripten ve ehl-i hakkın ihtilafından istifade etmesinden ve içlerine ihtilaf atmaktan ve zayıf damarları tutmaktan ve aşılamaktan geliyor.
  • Onların o muvakkat galebeleri, menfaat cihetinden onlar için ehemmiyetsiz olmakla beraber, Cehennem’i kendilerine ve Cennet’i ehl-i hakka kazandırmalarına sebeptir.
13. Lema - 12. İşaret

13. Lema – 12. İşaret

- 13.Lema özeti: http://risaleinurozet.com/lemalar/13-lema
- orijinali: http://www.erisale.com/#content.tr.3.147
https://www.facebook.com/photo.php?fbid=803707612990659
https://twitter.com/risaleinurozet/status/457584664501157889

Divan-ı Harbi Örfi – Hakikat’ten

Divan-ı Harbi Örfi - Hakikat

Divan-ı Harbi Örfi – Hakikat

“Medenîlere galebe çalmak ikna iledir, söz anlamayan vahşiler gibi icbar ile değildir. Biz muhabbet fedaileriyiz; husumete vaktimiz yoktur.” Divan-ı Harbi Örfi – Hakikat

- Orijinali: http://www.erisale.com/#content.tr.15.426
https://www.facebook.com/photo.php?fbid=803260196368734
https://twitter.com/risaleinurozet/status/457252511817023488

13. Lema – 8. İşaret

Bazı risalelerde dalalet yolunun tahripkâr olduğu için kolay olduğu bahsi geçerken, başka risalelerde ise küfrün meşakkatli olduğu ve bu yolda gitmenin tercih edilemez olduğu, iman yolunun ise kolay yol olmasından bahsedilmesinin ve bu karşıt durumun hikmeti.

  • Küfür ve dalalet iki kısımdır.
    • Bir kısmı iman hükümlerini inkâr etmektir ki, bu tarz dalalet kolaydır. Hakkı kabul etmemektir, bir terktir, bir ademdir, bir adem-i kabuldür. İşte bu kısımdır ki, risalelerde kolay gösterilmiş.
    • İkinci kısım ise imanın zıddına gidip bir yol açmaktır. Bu ise, bâtılı kabuldür, hakkın aksini ispattır. Bu kısım, imanın zıddıdır. Adem-i kabul (hakka göz kapamak)değil ki kolay olsun, belki kabul-ü ademdir (bâtılı kabul etmek). Sair risalelerde imtina derecesinde suubetli ve müşkülatlı gösterilen küfür ve dalalet bu kısımdır.
      • Bu kadar elim ve karanlıklı, müşkülatlı yola nasıl ekser insanlar gidiyorlar?
      • İçine düşmüş bulunuyorlar, çıkamıyorlar. Çıkmak istemiyorlar ve hazır ve muvakkat bir lezzetle müteselli oluyorlar
    • Küfür gibi bir “yokluk”, “belirsizlik” ve bunların sebep olacağı korkuya rağmen dalaletteki hayattan insanlar nasıl lezzet alabilir?
      • Şeytanın aldatması ve sahte/fani hazlar ile lezzet aldığını sanır. İnançsız devekuşu gibi davranır “ölüm var” dendiğinde “belki ebedi yaşayacağız” der, “o zaman ebedi hayata göre yaşanmalı” dendiğinde de “belki ebedi hayat yoktur” diyerek devekuşu gibi görmezden gelmeye çalışır.
  • Ey ehl-i iman! Kur’an’ın himayesi altına giriniz ve Sünnet-i Seniyesinin dairesine dâhil olunuz, dünya sıkıntılarından ve ahirette azaptan kurtulunuz!
13. Lema - 8. İşaret

13. Lema – 8. İşaret

- http://risaleinurozet.com/lemalar/13-lema
https://www.facebook.com/photo.php?fbid=799817416713012
https://twitter.com/risaleinurozet/status/455005971517935616

13. Lema – 6-7. İşaret

6. İşaret

  • Şeytanın en tehlikeli bir desisesi şudur ki: Bazı hassas ve temiz kalpli kişilerde akla gelen hayali küfürleri sanki küfre girmiş gibi duygu oluşturur. O vakit o bîçare hassas adam, kendini dalalet ve küfür içine düştüğü vehmi ile tamamen ümitsizliğe düşer ve “olan oldu artık çare yok” der ve küfür potasına doğru gerçekten ilerlemeye başlar.
    • Aynadaki yılanın ısırmadığı, ateş resminin yakmadığı gibi vesvese tarzındaki küfre dair hayaller de imanı bozmaz.
  • Tahayyül-ü şetm, şetm olmadığı gibi, tahayyül-ü küfür dahi, küfür değil ve tasavvur-u dalalet de dalalet değil.
  • Şeytanın desiselerine karşı Allah’a sığınıp ehemmiyet vermemek gerekir. Çünkü ehemmiyet verdikçe, gözde gitgide büyür, şişer. Müminin böyle manevî yaralarına tiryak ve merhem, Sünnet-i Seniyedir.

7. İşaret

Mu’tezile imamlarının, “kötü” olan şeylerin yaratılışını Allah’a vermemeleri ve “Beşer kendi fiillerinin yaratıcıdır” demeleri.

  • Şerri yaratmak şer değil, şerri elde etmek şerdir. Yaratmada asıl olan genel neticelerin faydasıdır.
    • Ateşin yaratılması şer değil, ateşin şer için kullanılması şerdir. Şeytanın yaratılması insanlarda yükselmeyi sağlarken, şeytanlara mağlup olarak şerre vesile kılmak şerdir.

Mu’tezile imamlarının “büyük günah işleyenlerin imanı gider” düşüncesi.

  • İnsanlar hazır olan az lezzeti, görmedikleri büyük lezzete tercih eder; hazır bir tokat korkusundan, ileride bir sene azaptan daha ziyade çekinir. Hem insanda hislerin çokluğu aklın muhakemesini dinletmez. Şu halde büyük günahları işlemek, imansızlıktan gelmiyor, belki his, heves ve vehmin galebesiyle akıl ve kalbin mağlubiyetinden ileri gelir.
  • Fenalık ve hevesat yolu, tahribat olduğu için gayet kolaydır. Şeytan-ı ins ü cinnî çabuk insanları o yola sevk ediyor. İnsanlar bu dünyadaki sinek kanadı kadar lezzeti, ebedi hayattaki sonsuz lezzete tercih ediyorlar.
  • Şeytanlar tahribat cihetinde sevk ettikleri için, az bir amel ile çok şerleri yaparlar.
    • Kur’an-ı Hakîm, müminleri pek çok tekrar ve ısrar ile tehdit ve teşvik ile günahtan zecr ve hayra sevk ediyor. Bu tekrarlar insanın kıymetini küçük düşürtmüyor, belki şeytanın şerrini büyük gösteriyor.


- 13. Lema özeti: http://risaleinurozet.com/lemalar/13-lema/
https://twitter.com/risaleinurozet/status/453853633000378369