Lema 30 – Nükte 6 – Şua 4-5

Dördüncü Şua

  • Herbir merhamet sahibi, başkasını memnun etmekle; şefkat sahibi, başkasını mesrur etmekle; muhabbet sahibi, başkalarını sevindirmekle; âlicenap zat, başkasını mes’ut etmekle; âdil zat, hukuk uygulamakla keyiflenir. Aynen bunun gibi de Zât-ı Hayy-ı Kayyûm da yaratıcılığını sürekli yapmak ister.
  • Kainatı devamlı değiştiren Zat’ın da devamlı değişmesi gerekir mi?
    • Hâşâ, yüz bin defa hâşâ! Yerdeki aynaların değişmesi güneşin değişmesi değil yansımaların yenilenmesidir.
    • Değişmek ve tekamül etmek sonradan yaratılan maddi ihtiyaç içindeki canlılar için geçerlidir. Vâcibü’l-Vücud (varlığı gerekli olan, var olmak için hiçbir sebebe ihtiyacı bulunmayan) Allah (cc) için bu mümkün değildir.

Kainat insan Muhammed

Beşinci Şua

İki meseledir.

1. Mesele

  • Biri en uzak şeyleri, diğeri en küçük zerreleri gösterecek hayali iki dürbünden uzağı gösteren ile bakıldığında İsm-i Kayyûmun cilvesiyle, küre-i arzdan bin defa büyük milyonlar küreler, yıldızlar görülür. Yakını gösteren ile bakıldığında mikro alemde alyuvarlar, akyuvarlar vs. ile muntazam bir canlılık görülür.
  • İsm-i Kayyûm mevcudata devamlılık ve ayakta durma veriyor,
    İsm-i Hayy kainata hayat veriyor, ışıklandırıyor,
    İsm-i Ferd kâinatı tüm çeşitleri ile vahdet içine alıyor, her şeyin yüzüne bir hâtem-i ehadiyet basıyor,
    İsm-i Hakem kainata hikmetli bir intizam ve semeredar bir insicam içine alıyor,
    İsm-i Adl kâinatı, mevcudatıyla hayret-engiz mizanlarla, ölçülerle, tartılarla idare ediyor,
    İsm-i Kuddûs kâinatın bütün mevcudatını öyle temiz, pak, sâfi, güzel, süslü, berrak yapar.

    • İsm-i Âzamın altı ismi ve altı nuru, kâinatı ve mevcudatı ayrı ayrı güzel renklerde, çeşit çeşit nakışlarda, başka başka ziynetlerde bulunan yaldızlı perdeler içinde mevcudatı sarmıştır.

2. Mesele

  • İnsan, câmiiyet-i tâmme ile bütün esmâ-i İlâhiyeyi anlar, zevk eder. Hususan rızıktaki zevk cihetiyle pek çok Esmâ-i Hüsnâyı anlar. Halbuki melâikeler onları o zevkle bilemezler.
  • Allah (cc) maddî mide gibi hayatı da bir mide yapmış. O hayat midesine duygular, eller hükmünde gayet geniş bir sofra-i nimet açmış. Hayat midesinden sonra, bir insaniyet midesini vermiş ki, o mide, hayattan daha geniş bir dairede rızık ve nimet ister. Akıl ve fikir ve hayal, o midenin elleri hükmünde, semâvat ve zemin genişliğinde o sofra-i rahmetten istifade edip şükreder.
  • Zât-ı Hayy-ı Kayyûm, insanı bütün kâinata bir merkez, bir medar yaparak,kâinat kadar geniş bir sofra-i nimet insana açmasının hikmeti insanın mühim üç vazifesidir:
    • 1. Vazife
      • Kâinatta nimetleri insanla tanzim etmek.
    • 2. Vazife
      • Hadsiz ihsânâtına şükür ve hamd ü senâ etmek.
    • 3. Vazife
      • Zât-ı Hayy-ı Kayyûma âyinedarlık etmektir.
        • İnsan, kendi aczi ile Hâlıkının kuvvetini gösterir
        • İnsan küçüklüğü ile kainatın ustasının büyüklüğünü fark ettirir.
          • İnsan kainatın küçük bir modeli olarak umum esmânın nakışlarını gösterir.
          • Görme ve işitme gibi duyguları ile Allah’ın sem’ ve basar gibi sıfatlarına âyinedarlık eder
  • İnsan şu kâinatın hakaiklerine bir vâhid-i kıyasîdir, bir fihristedir, bir mikyastır ve bir mizandır.
  • Cemal, kendini sevdiği için, sevmesine mukabil muhabbet ister. Zeval ve fenâ ise, o muhabbeti adâvete kalb eder, çevirir.
    • Bir zaman bir dünya güzeli, bir âşıkını huzurundan çıkarıyor. O adamdaki aşk, birden adâvete dönüyor ve diyor ki: “Tuh, ne kadar çirkindir!” diyerek, kendine teselli vermek için cemâlinden küsüyor, cemâlini inkâr ediyor.
  • İnsan bilmediği şeye düşman olduğu gibi, eli yetişmediği veyahut tutamadığı şeylerin adâvetkârâne kusurlarını arar, adeta düşmanlık etmek ister.
    • İnsan, sevdiği ve kıymetini takdir ettiği bir cemâl-i mutlaktan ebedî ayrılmaktan gelen derin yarasını, ancak ona adâvetle, ondan küsmekle ve onu inkâr etmekle tedavi edebilir. İşte, kâfirlerin Allah’ın düşmanı olması bu noktadan ileri geliyor.
  • Kâinat insan için yaratılmış ve kâinattan maksud ve müntehap insandır. Öyle de, insandan dahi en büyük maksud ve en kıymettar müntehap ve en parlak âyine-i Ehad ve Samed, elbette Ahmed-i Muhammeddir.
  • Ya Allah, yâ Rahmân, yâ Rahîm, yâ Ferd, yâ Hayy, yâ Kayyûm, yâ Hakem, yâ Adl, yâ Kuddûs! Furkan-ı Hakîminin hakkı için ve Habib-i Ekreminin hürmetine, Esmâ-i Hüsnânın hakkı için ve İsm-i Âzamın hürmetine Senden niyaz edip istiyoruz: Bizi nefsin ve şeytanın ve cin ve insanın şerrinden muhafaza buyur. Âmin.

erisale twitter facebook

Lema 30 – Nükte 6 – Şua 2-3

2. Şua

İki Meseledir

1. Mesele

  • “Onu ne uyuklama ve ne de uyku tutmaz, gafletin hiçbir çeşidi hiçbir zaman Ona ârız olamaz.” Bakara, 255
  • “Hiçbir canlı yoktur ki, Allah onu alnından tutup kudretine boyun eğdirmiş olmasın.” Hûd, 56
  • “Göklerin ve yerin tedbir ve tasarrufu Ona aittir.” Zümer, 63
  • Kayyûm isminin tezahürü olarak göklerdeki devasa uzay cisimleri rasgele hareket ederek düzeni bozmazlar.

2. Mesele

  • Her şeyin varoluş hikmeti üç tanedir:
    • Kendine ve insana ve insana faydalı olmaları
    • Allah’ın sıfatlarının tecellisi olmaları
    • Her şeyin faydası ve neticesi kendine bakan bir ise, Sâni-i Zülcelâle bakan yüzlerdir ki, Sâni-i Zülcelâl, kendi acaib-i san’atını kendisi temâşâ eder.
  • Çok kıymetli şeylerin çok kısa süre var olup sonra kaybolmaları/ölmeleri onların Allah’ı gösterme görevlerini yerine getirmelerini ortaya koyar.
  • Eğer  dünyadaki milyonlarca düzgün işleyen faaliyet Kayyum ismine verilmezse, sonu gelmez bir düzenleyici silsilesini kabul etmek gerekir ki bu da muhaldir.

Lema30 Allah'in Kayyum ismi

3. Şua

  • “O her an bir tasarruftadır.” Rahmân, 29
  • “O dilediğini hakkıyla yapandır.” Burûc, 16
  • “O dilediğini dilediği şekilde yaratır.” Rum, 54
  • “Herşeyin hüküm ve tasarrufu Onun elindedir.” Yâsin, 83
  • “Bak Allah’ın rahmet eserlerine: Yeryüzünü ölümünün ardından nasıl diriltiyor.” Rum, 50
  • Faaliyetin her nev’i, cüz’î olsun küllî olsun, bir lezzet verir. Belki her faaliyette bir lezzet var. Her kabiliyet sahibi, bir faaliyetle kabiliyetinin inkişafını lezzetle takip eder.
  • Herbir cemal sahibi, kendi cemâlini görmek ve göstermek ister. Allah (cc) da kayyûm ismine binaen, kâinatı umumen ve mütemadiyen cilveleriyle tazelendiriyor, isimlerinin tecellilerini gösteriyor.

twitter facebook

Lema 30 – Nükte 6 – Şua 1

Said Nursi Lemalar Tabiat sanattir

Otuzuncu Lema – Altıncı Nükte – Birinci Şua

  • İsm-i Kayyûma bakar.
    • İsm-i Kayyûm: Allah’ın herşeyi Kendi varlığıyla ayakta tuttuğunu ve varlıklarını devam ettirdiğini ifade eden ismi.
  • Her adam her meseleyi her cihette anlamaz. Fakat herkes her meseleden bir derece hisse alabilir. “Birşey bütün elde edilmezse, bütün bütün elden kaçırılmaz” kaidesiyle, “Bu mânevî bahçenin bütün meyvelerini koparamıyorum” diye vazgeçmek kâr-ı akıl değildir. İnsan ne kadar koparsa o kadar kârdır.
  • “Bir küçük mesele-i imaniyenin inkişafı, benim nazarımda yüzler ezvak ve kerametlere müreccahtır.” İmam-ı Rabbânî Ahmed-i Farukî
  • “Her şeyin hüküm ve tasarrufu O’nun elindedir.” Yâsin, 83.
    “Göklerin ve yerin tedbir ve tasarrufu O’na aittir.” Zümer, 63.
    “Hiçbir şey yoktur ki, hazineleri Bizim yanımızda olmasın.” Hicr, 21.
    “Hiçbir canlı yoktur ki, Allah onu alnından tutup kudretine boyun eğdirmiş olmasın.” Hûd, 56.

1/5. Şua

  • Bu kâinatın Hâlık-ı Zülcelâli Kayyûmdur, yani, bizatihî kaimdir, daimdir, bâkidir. Bütün eşya Onunla kaimdir, devam eder ve vücutta kalır, bekà bulur. Eğerkâinattan bir dakikacık olsun o nisbet-i kayyûmiyet kesilse, kâinat mahvolur.
  • Tabiat bir san’at-ı İlâhiyedir, sâni olmaz.
    Bir kitab-ı Rabbânîdir, kâtip olmaz.
    Bir nakıştır, nakkaş olamaz.
    Bir defterdir, defterdar olmaz.
    Bir kanundur, kudret olmaz.
    Bir mistardır, masdar olmaz.
    Bir kabildir, münfail olur, fâil olmaz.
    Bir nizamdır, nâzım olamaz.
    Bir şeriat-ı fıtriyedir, şâri’ olamaz.
  • Bir arının yaratılışında iki cihet vardır:
    1. Bir arının yaptığı fiili tüm arılar yapar. Büyük fiilin fâili ve o fiilin sahibi kim ise, o cüz’î fiil dahi onundur.
    2. Tek bir arıyı yaşatacak zatın, arının temas ettiği her şeye de gücünün yetmesi gerekir.
      Demek, en cüz’î fiil, iki cihetle Hâlık-ı Külli Şeye has olduğunu gösterir.

twitter facebook

Lema 30 – Nükte 5 – Remiz 2-3-4-5

Lema30 Nukte5 Hatime Allah Hayy

2. Remiz

  • Kâinatta gerçi herşeyde bir güzellik ve iyilik ve hayır vardır. Kötülükler de iyiliklerin kıyas edilmesini sağlar. İyilikleri fark ettiren kötülükler de bu nedenle fayda sağlar.
  • Dış görünüşte kötü olan sebepler şikayetlerin Allah’a değil sebeplere yönelmesine neden olur.
    • Hazret-i Azrail (a.s.) Cenâb-ı Hakka münâcât etmiş, demiş: “Senin kulların benden küsecekler.” Cevaben ona denilmiş: “Senin vazifen ile vefat edenlerin ortasında hastalıklar ve musibetler perdesini bırakacağım. Vefat edenler sana değil, belki itiraz ve şekvâ oklarını o perdelere atacaklar.”

3. Remiz

  • Kâinatın neticesi hayat olduğu gibi, hayatın neticesi olan şükür ve ibadet dahi, kâinatın sebeb-i hilkati ve ille-i gayesi ve maksud neticesidir.
  • “Dirilten de, öldüren de ancak Odur. Geceyle gündüzü değiştirmek de ancak Onun eseridir.” Mü’minûn, 80.
  • “Dirilten de, öldüren de ancak Odur. O birşeyin olmasını dilediği zaman Onun işi sadece ‘Ol’ demektir; o da oluverir.” Mü’min, 68.
  • “Yeryüzünü ölümünün ardından diriltir.” Rum, 24.
  • “Rızık veren, mutlak kudret ve kuvvet sahibi olan ancak Odur.” Zâriyat, 58.
  • “Hastalandığımda bana şifa veren ancak Odur.” Şuarâ, 80.
  • “İnsanlar ümitsizliğe düştüklerinde yağmuru indiren ancak Odur.” Şûrâ, 28.

4. Remiz

  • Kâinatın en mühim neticesi ve meyvesi ve hikmet-i hilkati hayattır; elbette o hakikat-i âliye, bu fâni, kısacık, noksan, elemli hayat-ı dünyeviyeye münhasır değildir.
  • Hayat-ı dünyeviye, âhirete iman rüknünü kat’î ispat ediyor ve her baharda haşrin üç yüz binden ziyade nümunelerini gözümüze gösteriyor
  • Madem dünyada hayat var; elbette insanlardan hayatın sırrını anlayanlar ve hayatını kötü yolda kullanmayanlar, cennette sonsuz hayata erişeceklerdir.

5. Remiz

  • Hayat bir şeye girdiği vakit, o cesedi bir âlem hükmüne getirir; cüz ise küll gibi, cüz’îye dahi küllî gibi bir câmiiyet verir.
  • Nasıl ki bir çekirdek, onun ağacını yapabilen bir kudretin eseri olabilir; öyle de, en küçük bir zîhayatı halkeden, elbette umum kâinatın Hâlıkıdır.
  • Seni yaratan, bütün nev-i insanı yaratan Zât olduğunu, bilbedâhe senin yüzündeki sikkesi gösteriyor. Çünkü mahiyet-i insaniye birdir, ayrı olması mümkün değildir.

Hatime

  • Ey her zîhayattan önce var olan Hayy,
    Ey her zîhayattan sonra bâkî olan Hayy,
    Ey kendisine benzer hiçbir şey bulunmayan Hayy,
    Ey kendisi gibi hiç hayat sahibi bulunmayan Hayy,
    Ey hiçbir şeriki bulunmayan Hayy,
    Ey hiçbir hayat sahibine hiçbir vecihle muhtaç olmayan Hayy,
    Ey bütün canlılara ölümü veren Hayy,
    Ey bütün canlıları rızıklandıran Hayy,
    Ey ölüleri dirilten Hayy,
    Ey kendisine asla ölüm ârız olmayan Hayy,
    Sen aczden ve şerikten münezzeh ve mukaddessin. Senden başka ilâh yok ki bize imdad etsin. El-aman, el-aman, bizi azap ateşinden ve Cehennemden kurtar. Âmin.

twitter facebook

Lema 30 – Nükte 5 – Remiz 1

Otuzuncu Lema – Beşinci Nükte

“Şimdi bak Allah’ın rahmet eserlerine: Yeryüzünü ölümünün ardından nasıl diriltiyor. Bunu yapan, elbette ölüleri de öylece diriltecektir; O herşeye hakkıyla kadirdir.” Rum, 50.

“Allah Teâlâ ki, Ondan başka ibadete lâyık hiçbir ilâh yoktur. O Hayy ve Kayyûmdur. Onu ne uyuklama ve ne de uyku tutmaz, gafletin hiçbir çeşidi hiçbir zaman Ona ârız olamaz.” Bakara, 255.

hayatin anlami

1. Remiz /5

  • “Hayat kâinatın en ehemmiyetli gayesi, hem en büyük neticesidir.
  • Bu hayatın gayesi ve neticesi hayat-ı ebediye olduğu gibi, bir meyvesi de, hayatı veren Zât-ı Hayy ve Muhyîye karşı şükür ve ibadet ve hamd ve muhabbettir ki, bu şükür ve muhabbet ve hamd ve ibadet ise, hayatın meyvesi olduğu gibi, kâinatın gayesidir.

twitter facebook

Lema 30 – Nükte 4 – İşaret 7

Lema30 Nukte4 Isaret7 Hazreti Muhammed

Yedinci İşaret

Allah’ın varlığı, tekliği ve ortağının olmadığını anlatan Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm, Allah’ın varlığının ispatı gibi kesindir. Buna şahitlik eden üç delil:

1.

Tüm ümmetin sevabı, tamamına vesile olan Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm’ın da hasenatına dahildir.

2.

Muhammediye Aleyhissalâtü Vesselâmın kelimâtı, tesbihâtı ve ibâdâtından gelen yüksek ruhu, tüm alem-i İslam’ın çekirdeği hükmündedir.

3.

Kainatın yaratılmasında en önemli maksat olan insanlar içinde zât-ı Muhammediyeyi (a.s.m.) Allah’ın hadsiz feyzine mazhardır.

twitter facebook erisale