Mektubat – 14. Mektup

Ondördüncü Mektub (Telif Edilmemiştir)

14. Mektup

Telif Edilmemiştir


Mektubat – 13. Mektup

Onüçüncü Mektub

Birinci Sualiniz

İstirahatin nasıl? Hâlin nedir?

  • Allah’a şükürler olsun ki ehl-i dünyanın bana yönelik zulümleri rahmete çevrildi.
    • Rusya’da esarette iken bir mağaraya çekilmeyi niyet etmiştim. Erhamürrahimin bana Barla’yı bir mağara yaptı hem de mağara zahmeti vermemiş oldu.

İkinci Sualiniz

Neden vesika almak için müracaat etmiyorsun?

  • Ben kaderin mahkumuyum, ehl-i dünyanın mahkumu değilim.
    • Başa gelen her işte iki sebep vardır; biri zahiri biri hakiki.
      • Ehli dünya zahiren beni buraya sevk etti fakat asıl sebep olan Kader-i İlahi beni bu inzivaya mahkûm etti.
    • Bu durumun asıl sebebi Kader-i İlahi olduğu için vesika için başvurarak ehli dünyaya gerçeklik payı vermek istemiyorum.
  • Kur’an-ı Kerim’e hizmette o kadar büyük bir ulviyet vardır ki, çoğu yalancılıktan ibaret dünya siyasetine tenezzüle gerek bıraktırmıyor.
  • Müracaat etmememdeki diğer neden ise; Haksızlığı hak zanneden adamlara karşı hak dava etmek, hakka bir nevi haksızlıktır. Bu nevi haksızlığı irtikâb etmek istemem.

Üçüncü Sualiniz

Dünya siyaseti ile neden ilgilenmiyorsun?

  • Kur’an-ı Hakîm’in hizmeti, beni şiddetli bir surette siyaset âleminden men’etti. Hattâ düşünmesini de bana unutturdu. Yoksa bütün sergüzeşt-i hayatım şahiddir ki, hak gördüğüm meslekte gitmeye karşı korku elimi tutup men’ edememiş ve edemiyor. Hem neden korkum olacak? Dünya ile, ecelimden başka bir alâkam yok. Çoluk çocuğumu düşüneceğim yok. Malımı düşüneceğim yok. Hanedanımın şerefini düşüneceğim yok. Riyakâr bir şöhret-i kâzibeden ibaret olan şan ü şeref-i dünyeviyenin muhafazasına değil, kırılmasına yardım edene rahmet… Kaldı ecelim. O, Hâlık-ı Zülcelal’in elindedir. Kimin haddi var ki, vakti gelmeden ona ilişsin. Zâten izzetle mevti, zilletle hayata tercih edenlerdeniz.
  • İnsanlar hayat yolculuğunda ilerliyorlar. Bu insanlar yolun çamurlu olduğu kısma gelirler. Çamurlu yolda ilerleyenlerin yüzde yirmisi çamuru misk-i amber zannederek yüzlerine sürerken, yüzde yirmisi de bataklığı anlar, pisliği fark eder ama şaşkınlıktan düzgün yolu göremiyor. İşte bunlara karşı iki çare var;
    1. Topuz ile sarhoş yirmisini uyandırmak
    2. Bir nur göstermekle selametli yolu göstermek
    • Çamurlu yol sosyal hayattır, sarhoşlar kötü olanda ısrar edenler, çamuru fark edip kurtulmaya çalışanlar şaşkın olanlardır. O topuzlar siyaset cereyanlarıdır, nur ise Kur’an hakikatleridir.
      • İşte ben de nur-u Kur’anı elde tutmak için “Euzü billahi mineşşeytani vessiyaseti” Şeytandan ve politikadan Allah’a sığınırım deyip, siyaset topuzunu atarak, iki elim ile nura sarıldım.
      • Elhamdülillah, siyasetten tecerrüd sebebiyle, Kur’anın elmas gibi hakikatlarını propaganda-i siyaset ittihamı altında cam parçalarının kıymetine indirmedim. Belki gittikçe o elmaslar kıymetlerini her taifenin nazarında parlak bir tarzda ziyadeleştiriyor.
  • وَقَالُوا اْلحَمْدُ لِلّهِ الَّذِى هَدَينَا لِهذَا وَمَا كُنَّا لِنَهْتَدِىَ لَوْلاَ اَنْ هَدَينَا اللّهُ لَقَدْ جَاءَتْ رُسُلُ رَبِّناَ بِاْلحَقِّ  “(cennette) onların altlarından ırmaklar akarken, kalplerinde kinden ne varsa hepsini çıkarıp atarız. ve onlar derler ki: “hidayetiyle bizi (bu nimete) kavuşturan allah’a hamdolsun! allah bizi doğru yola iletmeseydi kendiliğimizden doğru yolu bulacak değildik. hakikaten rabbimizin elçileri gerçeği getirmişler.” onlara: işte size cennet; yapmış olduğunuz iyi amellere karşılık ona vâris kılındınız diye seslenilir.” (A’raf, 43)
Mektubat – 13. Mektup


Mektubat – 12. Mektup

Onikinci Mektub

Birinci sual:

Hz. Adem’in cennetten çıkarılması ve bazı insanların cehenneme gitmesinin hikmeti nedir?

  • Hikmeti görevlendirilmedir. Eğer Hz. Adem cennette olsaydı melekler gibi makamı sabit kalırdı ve insanların yetenekleri inkişaf edemezdi. Hz. Adem’in cennetten çıkarılması tamamen hikmetli ve rahmete yöneliktir, itaatsizlerin cehenneme gitmeleri de aynı şekilde haktır ve adalettir.
    • Kafirler az bir zamanda günah işler fakat günahın mahiyeti itibari ile sonsuz azabı gerektirir. Çünkü küfür kainata hakaret etmek, kendine verilen kıymete değer vermemek, bütün varlığın Yaratana işaret etmesini yalanlamak ve bütün varlıkta görülen yaratılış işaretlerini görmezden gelmektir.
  • Nihayetsiz cinayet, nihayetsiz azabı ister.

İkinci sual:

Şeytanların yaratılma hikmeti nedir? Kötü bir şeyi yaratmak kötü değil midir?

  • Haşa! Halk-ı şer, şer değil, belki kesb-i şer şerdir. Kötü olan kötüyü yaratmak değil, kötü olanı yapmaktır.
    • Yağmur yağmasının binlerce faydası var iken, yağmurdan zarar görenlere bakıp “yağmur kötüdür” denemez.
    • Ateşin faydası çoktur fakat ateşi kötü şekilde kullanıp kendisine zarar veren kişi “ateş tamamen kötüdür” diyemez.
  • Hayr-ı kesîr için, şerr-i kalil kabul edilir.Büyük kâr elde etmek için, küçük zarara göz yumulur.
    • Cihada asker göndermek kötü gibi görünse de toplamda faydalıdır.
    • Kangren olmuş parmağı kesmek dışarıdan kötü gibi görünse de elin kurtarılması için kesilmesi hayırlı olur.
  • Meleklere şeytanlar musallat olamadıkları için gelişim gösteremezler fakat insanların manevi yükselişi sonsuzdur.
  • Şeytanlar yaratılmasaydı aynı maddeden yapılmış elmas ile kömür arasında fark kalmaz, Hz. Ebu Bekir ile Ebu Cehil arasındaki fark belli olmazdı.
  • Şeyatîn ve şerlerin yaratılması, büyük ve küllî neticeye baktığı için îcadları şer değil, çirkin değil; belki sû’-i istimalattan ve kesb denilen mübaşeret-i hususiyeden gelen şerler, çirkinlikler, kesb-i insana aittir; îcad-ı İlahîye ait değildir.

Peygamberlerin mesajlarına rağmen insanların çoğu şeytanın yolunu seçiyor. Bu durumda insanların çoğu zarar gördüğü için “şeytanın yaratılması nasıl faydalıdır” denebilir?

  • Kemmiyetin, keyfiyete nisbeten ehemmiyeti yok. Asıl ekseriyet, keyfiyete bakar. Sayıca çok olmak değil, kıymeti fazla olmak önemlidir.
    • Bir tavus kuşunun yüz yumurtasından sekseni bozulsa yirmisi tavus kuşu olsa zarar edilmez, kar edilir.

Cenab-ı Hakkın musibetler vermesi özellikle masumlara zulüm değil midir?

  • Hâşâ! Mülk Onundur. Mülkünde istediği gibi tasarruf eder.
    • Bir terzinin elindeki malzemeyi kesip biçmesi, malzemeye zarar vermek değildir.
  • Hayatta çeşitli inişler ve çıkışların olması monotonluğu yok eder ve tekdüze giden süreç anlam kazanarak hayırlı olur.
    • Başa gelen belalar sayesinde hayat inkişaf eder ve ahirette karşılık bulacak şekilde anlam kazanır.
Mektubat – 12. Mektup – 2. Sual

Mektubat – 11. Mektup

Onbirinci Mektub

Birinci mebhas Vesvese

  • Kötü bir şeyin aynadaki yansıması insana zarar veremeyeceği gibi vesvese de kişiye zarar veremez.
  • Tasavvur-u küfür, küfür değil; tahayyül-ü şetm, şetm değil. Küfür olan şeyleri düşünmek, küfür değil; sövmeyi hayal etmek sövmek değildir.
Tasavvur-u küfür, küfür değil; tahayyül-ü şetm, şetm değil.

İkinci mes’ele (Sözler‘de bahsedildiği için burada bahsedilmemiştir.)

Üçüncü mes’ele Kadının mirasta erkeğin payının yarısını alması

  • فَلِلذَّكَرِ مِثْلُ حَظِّ اْلاُنْثَيَيْنِ “Erkeğe, iki kadının payı kadar (pay) verilir” (Nisa, 1176)olan Kur’an hükmü, tam adalet olduğu gibi, hem de merhamettir.
    • İslâm’da miras, şahısların ihtiyaç ve mesuliyetine göre taksime tabi tutulmuştur. Anne, eş, kız çocuk veya kız kardeşin geçimi, kendisine ait olmayıp; oğul, koca, baba veya erkek kardeşin sorumluluğundadır.
    • Kıza tam hisse verilmesi toplumda kız babası ve erkek kardeşleri tarafından “malımız durduk yere başkalarına gitti” endişesi oluşturur. Halbuki yarım hisse verildiğinde böyle bir durum olmaz, hem de kız kardeşe merhamet gösterilmiş olur. Böylece kız, ailesinden rekabetsiz, hasetsiz ve doğal sevgi görür. Diğer türlü kız bin bir emekle düzenlenebilmiş malı kolayca elden kaybettiren taraf olarak göze batar. Hasılı; kız yarım hisse alır ama ailesinin her zaman üzerinde hissedeceği sevgisi ve şefkati sonsuz olur.

Dördüncü mes’ele Annenin mirastaki payının altıda bir olması

  • فِلاُمِّهِالسُّدُسُ “Anasının payı altıda birdir” (Nisa,11)
  • Anneyi mirastan mahrum etmek hakikate karşı haksızlık ve bir küfran-ı nimettir.
Mektubat – 11. Mektup – 1. Mebhas

 

Alıntı———————————–

Günümüzde, erkek ve kadın, mirasta eşit hak aldıkları için, birçok kız kardeşle erkek kardeşin araları açılmaktadır. Erkek kardeş, kız kardeşinin, babasının servetinin yarısını alıp başkalarına yedirmesine rıza gösterememektedir. Bu cahiliye düşüncesinden dolayı ülkemizde erkek ve kız kardeşler arasında pek çok miras problemleri yaşanmaktadır. Günümüzde pek çok kimse kız kardeşine baskı yapıp, mirastan herhangi bir pay almamasını veya vereceği az bir şeyle yetinmesini istemektedir. Çoğu zaman imzalar bu baskı altında atılmaktadır. Aile içi mahkemelerde kadınlar ikna edilmekte veya susturulmaktadır. Bazen de medyadan takip ettiğimiz kadarıyla miras kavgaları, bitmeyen kan davalarına dönüşebilmektedir. Hakk’ın taksimine teslim olmama ve hakkına rıza göstermeme, bir değil yüzlerce haksızlığa ve zulme sebebiyet vermektedir.
İşte saymaya çalıştığımız sebeplerden dolayıdır ki, erkeğe malî mesuliyetlerinin ağırlığına uygun olarak mirastan pay verilmiş, zengin ve fakir olma durumlarında bile, hiçbir malî yükümlülüğü bulunmayan, bununla birlikte kız, eş, ana ve dul kalma durumlarında bile sosyal güvenliği daima güvence altına alınmış kadına da ona göre pay verilmiştir. Eğer hükümlerinde sonsuz hikmet sahibi Allah’ın bu hükmü adil değilse, yeryüzünde adalet yok demektir.

—Alıntı———————————–

http://www.sorularlaislamiyet.com/index.php?s=show_qna&id=11337


Mektubat – 10. Mektup

Onuncu Mektub

“İmam-ı Mübin” & “Kitab-ı Mübin”

İmam-ı Mübin: Geçmiş, geleceğin ve görünmeyen alemin etrafında dal budak salan yaratılış ağacının fihristi. Kader-i ilahinin bir defteri, prensipler kataloğudur.

Kitab-ı Mübin: görülemeyen alemden ziyade mevcut aleme yönelik, geçmiş ve geleceğe değil “şimdi”ye bakan ilim ve emirden ziyade kudret ve ilahi iradenin bir unvanı, defteri, kitabıdır.

Meydan-ı Haşr nerededir?

Yeryüzü rastgele bir yörüngede ilerlemiyor. Belki önemli bir rotada dönüyor ve mühim bir büyük daire çiziyor.

Yerküre bir çekirdek ve haşir meydanı, içindekilerle beraber bir ağaçtır, bir sünbüldür ve bir mahzendir. Evet nasıl ki nuranî bir nokta, süratli hareketi ile doğrusal bir çizgi veya bir daire olur. Öyle de: Yeryüzü sür’atli, hikmetli hareketiyle bir dairenin oluşmasına ve o dairenin içindekilerle beraber, bir büyük haşir meydanının oluşmasına vesiledir.


Mektubat – 9. Mektup

Dokuzuncu Mektub

Keramet & İkram

  • Kerâmetin belli edilmesi, zorunluluk yoksa zarardır. İkrâmın belli edilmesi ise, nimetlere şükretmek gibidir. Keramet ile müşerref olan kişide nefsine güvenme ve gurura düşme riski vardır fakat keramete mazhar olan kişi “Beni benden ziyâde terbiye eden bir hafîzim vardır.” derse tevekkülü artar.

Hislerin hakiki ve mecazi olması & hislerin geçici ve daimi olması & Sözlerin tesirli olması

  • Şu dünya hayatında en bahtiyar odur ki: Dünyayı bir misafirhâne-i askerî telâkki etsin ve öyle de iz’an etsin ve ona göre hareket etsin. Ve o telâkki ile, en büyük mertebe olan mertebe-i rızâyı çabuk elde edebilir. Kırılacak şişe pahasına, dâimî bir elmasın fiatını vermez; istikamet ve lezzetle hayatını geçirir.
  • Aşk, şiddetli bir muhabbettir; fâni mahbûblara müteveccih olduğu vakit ya o aşk kendi sâhibini dâimî bir azab ve elemde bırakır; veyahut o mecâzî mahbûb, o şiddetli muhabbetin fiatına değmediği için bâkî bir mahbûbu arattırır; aşk-ı mecâzî, aşk-ı hakîkiye inkılâb eder. İşte insanda binlerle hissiyat var. Herbirisinin aşk gibi iki merte- besi var. Biri mecâzî, biri hakîki.
  • Nâsihlerin nasihatları şu zamanda te’sirsiz kaldığının bir sebebi şudur ki: Ahlâksız insanlara derler: “Hased etme! Hırs gösterme! Adavet etme! İnad etme! Dünyayı sevme!” Yâni, fıtratını değiştir gibi zâhiren onlarca mâlâyutak bir teklifte bulunurlar. Eğer deseler ki: “Bunların yüzlerini hayırlı şeylere çeviriniz, mecralarını değiştiriniz.” Hem nasihat te’sir eder, hem dâire-i ihtiyarlarında bir emr-i teklif olur…

İslamiyet & İman

  • Acaba İslâmiyetsiz îman, kurtuluş sebebi olabilir mi?

Elcevab: Îmansız İslâmiyet, kurtuluş nedeni olmadığı gibi; İslâmiyetsiz îman da kurtulma nedeni olamaz.

 

Risale-i Nur, Mektubat, 9. Mektub


Ramazan Bayramınız Mübarek Olsun

http://www.facebook.com/photo.php?fbid=265070680187691


Kadir Geceniz Mübarek Olsun


Mektubat – 8. Mektup

Sekizinci Mektub

Şefkat ve aşka dairdir.

  • “Er rahman ür rahim – rahman ve rahim” isimleri öylesine nurlu bir kaynaktır ki, tüm kâinatın ebedi ihtiyacını giderecek ve düşmanlardan koruyacak genişliktedir.
  • Hz. Yakup’un Hz. Yusuf’a karşı olan hissiyatı muhabbet ve aşk değil, belki şefkattir.
  • Şefkat pek geniştir. Rahim isminin bir yansıması olarak şefkat edilen yavru için tüm yavrulara hatta canlıları kapsar. Hâlbuki aşk yalnızca mahbuba yöneliktir, mahbub haricindekileri tenzil edicidir.
  • Şefkat halistir, karşılık beklemez fakat aşk ücret ister, karşılık bekler. Aşkın ağlamaları bir çeşit taleptir, ücret istemektir.
  • Bu iki isimden istifade etmek için gereken vesile; fakr ile şükür ve acz ile şefkattir. Yani ubudiyet (kulluk) ve iftikar (Allah’a karşı fakir olunduğunun bilinci)dır.
  • İsm-i Rahime vesile olan hissiyatı Yakubiye, yüksek bir derece-i şefkattir, ism-i Vedud’a vesile olan aşk ise Züleyha’nın Yusuf Aleyhisselama karşı olan muhabbeti seviyesindedir.
Mektubat, 8. Mektup 

(bkz. aşk ile şefkat arasındaki fark )


Lemalar – 8. Lema

Sekizinci Lema (Başka Mecmua)

  • Keramet-i Gavsiye risalesidir. Teksir Lemalar mecmuasında neşredilmiştir.

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.