Lema 29 – Bab 3

3. Bab

  • Allahu Ekber’in mertebelerine dairdir. Yedi mertebedir.
Birinci Mertebe
  • “De ki: ‘Hamd olsun o Allah’a ki, evlât edinmekten münezzehtir, mülkünde ortağı bulunmaz ve hiçbir şeyden de âciz değildir ki yardımcıya ihtiyacı olsun.’ Ve hürmet ve tâzimle Onun yüceliğini an.” İsrâ, 111
  • O (cc) varlıkları en güzel suretlere kavuşturan Musavvirdir ki, kudretiyle insanı bir kâinat gibi san’atlı yaratmış; ve insanı nasıl kader kalemiyle yazmışsa, kâinatı da aynen o kalemle yazmıştır.
  • Bütün varlıklar tek bir zâta verilse, kâinatı hiç yoktan icad etmek, bir hurma fidanı icad etmek kadar, bir hurma fidanı da bir meyve kadar kolay olur.
İkinci Mertebe
  • Eserin mükemmelliği, akıl sahipleri için, fiilin mükemmelliğine delâlet eder. Mükemmel fiil ise, anlayış sahipleri için, ismin mükemmelliğine delâlet eder. İsmin mükemmelliği, açıkca sıfatın mükemmelliğine; sıfatın mükemmelliği ise, zorunlu olarak şe’nin (sıfatların mahiyetlerinde bulunan zâtî özelliklerin) mükemmelliğine; şe’nin mükemmelliği ise, hakkalyakîn (yaşayarak elde edilen şüphesizlik) derecesinde bir kesinlikle ve o zâta lâyık bir şekilde, zâtın mükemmelliğine delâlet eder.
Üçüncü Mertebe
  • Kainattaki tüm sanatlı güzellikler Allah’ın cemal (güzellik) ve kemâlinin (olgunluk ve mükemmelliğinin) yansıması ve parlamasından başka birşey değildir.
Dördüncü Mertebe
  • Her bir vâdi ve dağdaki ve her bir sahrâ ve ovadaki her bir çiçek ve meyve, her bir bitki ve ağaç, belki her bir hayvan ve taş, belki her bir zerre ve toprak, nakışla eser arasında bir mühürdür ve dikkatle bakanlara gösterir ki, o eserin sahibi kim ise, o mektubu ihtivâ eden şu mekânın yazarı da odur; ve yeryüzünün ve denizaltının yazarı da odur; ve böyle mektuplarla dolu gökler sayfasına güneş ve ayı nakşeden de odur.
  • Kâinatın düzenlenmesindeki genel hikmet, süslendirilmesindeki noksansız inayet, lütuflarındaki geniş rahmet, terbiyesindeki erzak ve kapsamlı iaşe, örneksiz yoktan var edici Fâtırının şuûnât-ı zâtiyesine (sıfatlarının mahiyetlerinde bulunan zâtî özelliklerine) mahzar olmasıyla şaşırtıcı bir san’at gösteren hayatı, Allah’ı azametini gösterir.

Lema29 Bab3 Mertebe5 ari karinca cicek yildiz

Beşinci Mertebe
  • “Üstlerindeki göğe bakmazlar mı, onu nasıl bina edip süsledik.” Kàf, 6
  • “Yaratan bilmez olur mu? Onun ilmi herşeyin inceliklerine nüfuz eder ve O herşeyden hakkıyla haberdardır” Mülk, 14
  • İnsanın güzel san’atının onun şuurlu olduğunu göstermesiyle, insanın yaratılışının Yaratıcısındaki ilme delâleti arasındaki nisbet, karanlık gecedeki yıldız böceğinin ışıkçığının, günün ortasında yeryüzünde parlayan güneşin şâşaasına nisbeti gibidir.O Yaratıcının ilmi nasıl herşeyi kaplıyor ise, iradesi de öylece her şeyi kaplar.
  • İhata olunan (kapsanmış) şeyin Yaratıcısı kim ise, ihata eden (kapsayan) dahi, zorunlu olarak, o Yaratıcının tasarruf kabzasında olma zorunluluğu vardır–tâ ki, ihata edenin (kapsayanın) küçük misali, Onun ilminin düsturlarıyla o ihata olunanlara (kapsananlara) konulsun ve Onun hikmetiyle süzülüp özeti çıkarılsın.
  • Bir arı veya karınca, yaratılışça ağaçtan veya filden aşağı olmadığı gibi, bir çiçek dahi san’atça bir yıldızdan aşağı değildir.
Altıncı Mertebe
  • Varlıkların yaratılışında Evvel ve Âhir isimlerinin tecellîsi başlangıç ile bitişe, asıl ile nesle, geçmiş ile geleceğe, emir ile ilme bakar ve İmam-ı Mübine işaret eder. Varlıkların yaratılışı esnasında tecellî eden Zâhir ve Bâtın isimleri ise, Kitab-ı Mübine işaret ederler.
Yedinci Mertebe
  • Şu kâinat, bütün nevileriyle ve varlıklarıyla beraber, Onun nurlarının gölgeleri, Onun fiillerinin eserleri, Onun isimlerinin çeşit çeşit tecellilerinin renk renk nakışları, Onun kaza (tatbik) ve kader (program) kaleminin hatları, Onun sıfâtının ve cemal (güzellik) ve celâl (haşmet) ve kemâlinin (mükemmellik, olgunluk) tecellilerinin aynalarıdır.

twitter facebook erisale

Lema 29 – Bab 2

2. Bab

  • “Elhamdü lillâh” hakkındadır.
  • Dokuz noktadır.
    1. - Felsefe, herşeyi çirkin, korkunç gösteren siyah bir gözlüktür. İman ise, her şeyi güzel, dostça gösteren şeffaf, berrak, nuranî bir gözlüktür.
      – İnsanın sağ, sol, ön, arka, alt, üst olmak üzere altı ciheti vardır.

      • Sağ cihet: Geçmiş zaman. Felsefe gözlüğü ile sağ cihete bakıldığı zaman, korkunç görünür. İman gözlüğüyle o cihete bakıldığı zaman, oranın sâkinleri daha güzel, nuranî bir âleme nakledilmiş oldukları anlaşılıyor. Demek imanın insanlara verdiği sürur, ferahlık, itmi’nan, inşirah, binlerce “Elhamdü lillâh” dedirten bir nimettir.
      • Sol cihet: Gelecek zamana, felsefe gözlüğü ile bakıldığı zaman, bizleri çürütecek kabir şeklinde görünecektir. Fakat iman gözlüğüyle bakılırsa, bir sofra-i Rahmânî şeklinde görünecektir.
      • Üst cihet: Semâvât ciheti. Felsefe ile bakan adam, şu sonsuz boşlukta, büyük bir dehşete, vahşete, korkuya mâruz kalacaktır.Fakat imanlı bir adam baktığı vakit dehşet değil, yakınlık ve muhabbet hissedecektir.
      • Alt cihet: Arz. Felsefe gözüyle bakan insan, küre-i arzı başıboş görür ve telâşa düşer. Fakat iman ile bakarsa, arzın Allah’ın kumandası altında bir güvenli gemi şeklinde görür.
      • Ön cihet: Felsefeci bir adam bu cihete bakarsa görür ki, bütün canlı canlılar hiçliğe gider, yok olurlar. Fakat iman nazarıyla bakan bir mü’min, fâni menzilden bâki menzile, hizmet çiftliğinden ücret dairesine gitmek olarak görür.
      • Arka cihet: Geride gelenlere felsefe nazarıyla bakılsa hayret ve tereddüt azabı içinde kalınır. Fakat nur-u iman gözlüğüyle bakarsa, insanların Sultan-ı Ezelî tarafından gönderilmiş olduklarını anlar.
    2. - İman nimetine “Elhamdü lillâh” demelidir.
      - İman sayesinde, insanın şu dar zaman ve mekânı geniş ve rahat bir âleme dönüşür. Bu büyük âlem bir insanın hanesi gibi olur ve mâzi, müstakbel zamanları, insanın ruhuna, kalbine bir huzurlu zaman hükmüne geçer.
    3. Ey insan! Senin dayanağın ancak Allah’a olan imandır. Ruhuna, vicdanına kurtarıcı ise ancak âhirete olan imandır. Bu iki noktadan haberi olmayan bir insanın kalbi, ruhu korkudan titrer, vicdanı daima azap çeker.
    4. İman sayesinde, sona ermekte olan meşru lezzetlerin devamlarının olduğu idrak edilir.
    5. Gafletle bakan adam, âlemdeki varlıkları düşman olarak görüp korkar. Çünkü, imansızlığa göre geçmiş ve gelecek eşya arasında bağ yoktur. İman nazarında bütün gök cisimleri ve her şey uyum içerisinde bağlantılıdır.
    6. Bir mümin için göklerdeki her şey; güneş ve ay kendisine hizmet eden nimet olur.
    7. - İman ile bilinir ki, Allah’ın varlığı bütün nimetlerin üstündedir, bütün nimetlerin kaynağıdır.
      – Rahmâniyet: Rahmete mazhar olan tüm canlılar sayısınca nimetleri kapsar.
      Rahîmiyet: Annesiz aç bir çocuğun ağlamasından müteessir ve acıyan bir vicdan sahibi, elbette validelerin çocuklarına olan şefkatlerinden zevk alır, memnun ve mahzuz olur. İşte, bu gibi zevkler birer nimettir, hamd ve şükürler ister.
      – Nimetin devamı, nimetin zâtından daha kıymetlidir. Lezzetin bekàsı, lezzetten daha lezizdir. Cennette devam, cennetin fevkindedir.
    8. Kainatın her bir nakşı, küçük olsun, büyük olsun, karınca kaderince, hamd-ü senâlar eder.
    9. Hamd Allah’tan gelir, Allah ile devam eder.

Lema29 Bab2 Nokta3 iman dayanak noktasidir

twitter facebook erisale

Lema 29 – Bab 1

Lema29 Bab1 Tefekkur Etmek

29. Lema

  • Rum, 8: Onlar, kendi nefisleri(nin yaratılış incelikleri) hakkında hiç düşünmediler mi? Hem Allah gökler ile yeri ve ikisi arasındakileri ancak hak ve hikmete uygun olarak ve belirli bir süre için yaratmıştır. Şüphesiz insanların birçoğu Rablerine kavuşacaklarını inkar ediyorlar.
  • Hadis-i Şerif: “Bir saat tefekkür, bir sene nafile ibadetten daha hayırlıdır.”

1. Bab

  • Sübhanallah’a dairdir.
1. Fasıl
  • Çiçek açmış her bir ağaç, güzel yazılmış manzum bir kasidedir ki, o kaside San’atkârının engin methiyesini şâirâne, hal diliyle söylüyor.
2. Fasıl
  • Sen bütün kusurlardan, noksan sıfatlardan, aczden ve şerikten münezzehsin
3. Fasıl
  • Celâl sahibi olan Allah her türlü kusurdan münezzehtir.
  • Onun zâtında ve sıfatlarında ve fiillerinde kusurdan ve noksandan pâk ve berî olduğuna kâinatın kemâlâtı şahittir.

twitter facebook erisale

Lema 28 – Nükte 23->28

23. Nükte

  • [Halil İbrahim’in şiiridir]
    “Pek yakında parlayacaktır âlemde Risale-i Nur,
    Sönmez, belki gizlenir, zira nûrun alâ nûr.” Halil İbrahim

24. Nükte

  • [Zekai’nin rüyasıdır.]

25. Nükte

  • [Şefik’in Risale-i Nur’ların Elmas, Cevher, Nur üzerinden değerlendirmesidir.]

26. Nükte

  • “Sizin için erkekli dişili sekiz çift ehlî hayvan indirdi. Annelerinizin karnında sizi üç karanlık içinde, bir yaratılıştan diğerine çevirerek yaratıyor.” Zümer, 6.

Zumer Suresi Ayet 6 Duvarkagidi

27. Nükte

  • Yusuf 53: “Ben nefsimi temize çıkarmam, çünkü Rabbimin merhamet ettiği hariç, nefis aşırı derecede kötülüğü emreder. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayandır, çok merhamet edendir” dedi.
  • “Senin en zararlı düşmanın, nefsindir” Hadis-i Şerif [el-Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ, 1:143; Gazâlî, İhyâ-u Ulûmi’d-Dîn, 3:4.]

28. Nükte

  • “Onlar yüce âlemlerdeki melekleri dinleyemezler; her taraftan taşlanıp kovulurlar. Âhirette ise onlar için daimî bir azap vardır. Kulak hırsızlığı yapıp birşeyler dinleyenleri ise, delip geçen yakıcı bir yıldız takip eder.” Sâffât, 8-10.
  • “And olsun ki, dünya semâsını Biz kandillerle süsledik ve onları şeytanlar için birer taş yaptık.” Mülk, 5.

tamamı: http://risaleinurozet.com/lemalar/lema-28/

Lema 28 – Nükte 18>22

18. Nükte

  • Başa gelen zulümlerde iki cihet var ve iki hüküm vardır: Biri insanın, biri kader-i İlâhînin. Aynı hâdisede insan zulmeder, fakat kader âdildir, adâlet eder.

19. Nükte

  • Sual: Kısa bir zamandaki küfre mukabil, hadsiz bir zaman Cehennemde hapis nasıl adalet olur?
    Cevap: Bir dakikalık bir cinayetin dünyadaki adaletle sekiz milyon dakika hapis cezası olması gibi, Bir dakika küfür de tüm varlığa ve Yaratıcı’ya karşı hadsiz bir cinayet olarak benzer cezayı müstehak kılar.

20. Nükte

  • “Birşeyin olmasını murad ettiği zaman, Onun işi sadece ‘Ol’ demektir; o da oluverir.” Yâsin, 82
  • Zât-ı Zülcelâl olan Sahib-i Arş-ı Âzamın, dört arş-ı İlâhîsi var:
    Biri, hıfz ve hayat arşıdır ki, topraktır.
    İkinci arş, fazl ve rahmet arşıdır ki, su unsurudur.
    Üçüncüsü, ilim ve hikmet arşıdır ki, unsur-u nurdur.
    Dördüncüsü, emir ve irâdenin arşıdır ki, unsur-u havadır.

  • الۤمۤ طٰسۤ حٰمۤ gibi harflerin (el-huruf el-mukatta’a) fonetikleri itibari ile okunmasıyla ve yazılmasıyla, maddî ilâç gibi şifâ ve bazı maksatlar hâsıl olabilir.

21. Nükte

  • Risale-i Nur Müellifinin ve şakirtlerinin başına gelen musibet, bir dest-i inâyetle tanzim ediliyor

22. Nükte

  • İki nüktedir

Birinci Nükte

  • Cenâb-ı Hak kemâl-i kereminden ve merhametinden ve adâletinden, iyilik içinde peşin bir mükâfat ve fenalıklar için de peşinen bir ceza vermiştir. Hasenâtın içinde, âhiretin sevâbını andıracak mânevî lezzetler, seyyiâtın içinde, âhiretin azabını ihsâs edecek mânevî cezâlar sunmuştur.
  • Haset, haset edeni yakar.
  • Gurur ve kibirde öyle bir ağır bir yük var ki, mağrur adam herkesten hürmet ister; ve istemek sebebiyle soğuk muamele gördüğünden, dâimâ azap çeker. Evet, hürmet verilir, istenilmez. Hem, meselâ, tevâzuda ve terk-i enâniyette öyle lezzetli bir mükâfat var ki, ağır bir yükten ve kendini soğuk beğendirmekten kurtarır.

İkinci Nükte

  • “Cinleri ve insanları ancak Bana ibadet etsinler diye yarattım. Ben onlardan bir rızık istemiyorum; Beni doyurmalarını da istemiyorum. Şüphesiz ki rızık veren, mutlak kudret ve kuvvet sahibi olan ancak Allah’tır.” Zâriyât, 56-58
  • Bana ait olup ve rızıklarını taahhüt ettiğim mahlûkatıma rızık yetiştirmek içinhalk olunmamışsınız. Belki asıl vazifeniz ubudiyettir. Rızka çabalamak da bir nevi ibadettir.

Lema28 Nukte22 Haset edeni yakar

twitter facebook erisale

Lema 28 – Nükte 3>17

Lema28 Nukte17 Tembih1 Hakli Insaf

3. Nükte

  • “Ey insanlar, size bir misal getirildi. Şimdi onu dinleyin: Sizin Allah’ı bırakıp da taptıklarınızın hepsi bir araya gelse de, aslâ bir sinek bile yaratamazlar. Sinek onlardan birşey kapacak olsa, onu da geri alamazlar. İsteyen de âciz, istenen de…” Hac Sûresi, 73
  • Bir sinek, elime kondu, emânetullah olan gözünü, yüzünü, kanatlarını güzelce temizlemeye başladı. Bir neferin mîrî silâhını, elbisesini güzelce temizlediği gibi, sinek de temizliyordu. Nefsime dedim: “Bak.” Baktı, tam ders aldı. Sinek ise, mağrur ve tembel nefsime hoca ve muallim oldu.

4. Nükte

  • “Biz demiri de indirdik ki, onda hem kuvvet ve şiddet, hem de insanlar için faydalar vardır.” Hadîd, 25
  • Hâlık-ı Zülcelâl, küre-i arzı güneşten ayırıp insanlar için indirdiği zaman, demiri de beraber inzâl etmiş ve ekser ihtiyâc-ı beşer onunla temin edilmiştir.

5. Nükte

  • “Göklerde ve yerde gizli olanı ortaya çıkaran, sizin gizlediğiniz ve açığa vurduğunuz şeyleri bilen Allah’a secde etmesinler diye (şeytan onları yoldan çıkarmış.)” Neml, 25

6. Nükte

  • “De ki: Rabbimin sözlerini yazmak için bütün denizler mürekkep olsa, hattâ bir o kadarını daha getirip ilâve etsek, Rabbimin sözleri tükenmeden o denizler tükenirdi.” Kehf, 109

1. Kelime

  • Allah’ın sınırsız olan ilmi denizler mürekkep olsa bile elbette bitiremez.

2. Kelime

  • Bir zâtın vücudunu belli eden en önemli özelliklerden birisi konuşmak, söz söylemektir. Rabb-i Zülcelâlin vücudunu gösteren o kadar çok delil vardır ki, kelâm-ı İlâhînin yazılmasına bütün denizlerin suyu mürekkep olsa, yetmez.

3. Kelime

  • Sonlu olan insanların, sonsuz olanın eserlerini yazabilmesi mümkün değildir.

4. Kelime

  • Radyo dalgaları ile sesin iletilirken çoğalması gibi Allah’ın kelimeleri de havadaki zerreler sayısınca artar.

5. Kelime

  • İki harftir.
    1. Harf: Bütün canlı ve cansız mahluk cisimleşmiş sınırsız sayıda kelimelerdir.
    2. Harf: Bütün meleklere, insanlara, hayvanlara gelen ilhamlar Yaratıcı’nın kelimeleridir.

7. Nükte

  • Teşbihat ve temsiller, havassın elinden avâmın eline ve ilmin elinden cehlin eline girse, hakikat telâkki edilir.
  • Vahdetü’l-vücud meselesini yetersiz kişilerin değerlendirmeye çalışması üç mühim zarar verir.
    1. Vahdetü’l-vücud taraftarlarına göre kainat Yaratıcı karşısında yok hükmünde iken, avama gittikçe kainata tanrılık verilir.
    2. Vahdetü’l-vücud taraftarlarına göre nefis de dahil, Allah dışındaki şeyler ihmal edilebilir değersiz şeyler iken, maddeci insanlarda nefse adeta firavunluk veriliyor.
    3. Celâleddin-i Rumî gibi yüksek seviyeli kişiler her şeyi doğrudan doğruya kuvvet-i imanla Vâhid-i Ehadden görebilir. Sıradan insanlar ise sebeplerde boğulup bataklığa düşebilir.

8. Nükte

  • Zât-ı Ahmediye (a.s.m.) salât ve selâm ister.
  • Sana milyonlar salât ve milyonlar selâm olsun, ey Allah’ın Resulü.

9. Nükte

  • Uyku üç nevidir
    • Gaylûle. Güneş doğduktan kerahet vakti bitene kadar sürer. Bu uyku sünnete aykırıdır. Bu uyku, rızkın noksaniyetine ve bereketsizliğine sebep olur.
    • Feylûledir ki, ikindi namazından güneşin batmasına kadardır. Bu uyku ömrün noksaniyetine sebep olur, sanki o günü hiç yaşanmamış gibi yapar.
    • Kaylûledir ki, Duhâ vaktinden, öğleden biraz sonraya kadardır. Bu uyku sünnet-i seniyyedir. Hem ömrü, hem rızkı artırır.

10. Nükte

  • Elli sene sonra, bu kemâl-i neş’e ile gülen ve eğlenen zavallılardan elliden beşi, beli bükülmüş, yetmiş yaşlı ihtiyarlar gibi; kırk beşi, mezaristanda çürümüş bulunacaklar. O güzel simalar, o neş’eli gülmeler, zıtlarına inkılâp etmiş olacaklar.
  • Şükür nimeti ziyadeleştirir, gaflet ise kaçırır.

11. Nükte

  • Bu dünya dârü’l-hizmettir; külfet ve meşakkat ile ücret ölçülür—dârü’l-mükâfat değil.

12. Nükte

  • İki küçük meseledir. [Üstad’ın Hizmet dairesinden çıkan bazı kişilere sitemi]
    • Birincisi: Ben sizlerin nasıl beraatinize çalıştım, sizden çoluk çocukları olmayan kısmı beni yalnız bırakmamak için merdâne yanaşmak lazımdı. Fakat, iş işten geçti, yeniden yanaşmağa lüzum yok.
    • İkinci: Risale-i Nur dairesindeki feyze kanaat etmeyip, bir kısım kardeşlerimiz tarikat hevesiyle üstadının ve kardeşlerinin şahs-ı mânevîsinin rızasını ve iznini almadan başka yerlere gitmeleri.

13. Nükte

  • Risale-i Nuru müdâfaa ve muhafazasında herkes, hatta ben de çekilsem, beş kardeşimizin çekilmemeleri gerektir. Bu arkadaşlarımız: Hüseyin Usta, Halil İbrahim, Re’fet Bey, Hüsrev ve Hakkı Efendi’lerdir.

14. Nükte

  • Mesnevi-î Şerif, şems-i Kur’ân’dan tezâhür eden yedi hakikattan bir hakikatın âyinesi olmuş, öyle de, Risâle-i Nur da -inşâallah- yedi cihetle ehl-i hakikata bâkî bir rehber ve bir mürşid olacak.

15. Nükte

  • Bütün entrikalı çabalarına rağmen Risale-i Nur’un hiçbir şakirdini herhangi bir örgütle ilişkilendirememeleri bir inayet-i Rahmâniyedir.

16. Nükte

  • Kardeşlerimden ricâ ederim ki, sıkıntı veya ruh darlığından, titizlikten, nefis ve şeytanın desiselerine kapılmaktan veya şuursuzluktan arkadaşlardan gelen fena ve çirkin sözleriyle birbirine küsmesinler.

17. Nükte

  • Onlara ihtar ettiğimiz ders ve nasihatı unuttukları ve amel etmedikleri vakit, onları tutup musîbet altına aldık. En’âm, 44
  • Haksız insafsızdır. Bir dirhem menfaatını kırk dirhem istirahatumumiye için bırakmaz. Haklı adam ise insaflı olur.
  • “Kardeşim bana haksızlık etti” diye “küstüm” demeyiniz. Bu pek hatâdır. O arkadaşın sana bir dirhem zarar vermiş ise, sen küsmekle kırk dirhem zarar veriyorsun.

twitter facebook